antalya escort sakarya escort mersin escort gaziantep escort diyarbakır escort manisa escort bursa escort kayseri escort tekirdağ escort ankara escort adana escort adıyaman escort afyon escort> ağrı escort aydın escort balıkesir escort çanakkale escort çorum escort denizli escort elazığ escort erzurum escort eskişehir escort hatay escort istanbul escort izmir escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort mardin escort muğla escort ordu escort samsun escort sivas escort tokat escort trabzon escort urfa escort van escort zonguldak escort batman escort şırnak escort osmaniye escort giresun escort ısparta escort aksaray escort yozgat escort edirne escort düzce escort kastamonu escort uşak escort niğde escort rize escort amasya escort bolu escort alanya escort buca escort bornova escort izmit escort gebze escort fethiye escort bodrum escort manavgat escort alsancak escort kızılay escort eryaman escort sincan escort çorlu escort
Telefon
WhatsApp
MUTLULUĞUN RESMİNİ YENİDEN ÇİZMEK

  Birlik ve Umut Vakti
"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?"
Ünlü ozanımız Nazım'ın Abidin Dino'ya yazdığı bu unutulmaz şiirle başladım. Evet, sen mutluluğun resmini çizebilir misin?
Çizebilir miyim bilmiyorum ama günümüzde mutlu olanlar öylesine azınlıkta ki, artık onlara "mutlu azınlık" denmeye başlandı; çoğunluk ise ne yazık ki mutsuz çoğunluk olarak görünüyor.
Öğrenci, "Okul bitince ne olacağım, arkamda bir dayım mı var?" kaygısıyla yaşıyor.
Gençler, "Evlenip de ne yapacağım? Ev mi, araba mı alabileceğim? Hele bir de çocuğum olursa onun geleceğini nasıl sağlayacağım?" diyerek karamsarlığa sürükleniyor.
Esnaf ve tüccar, "Yarın ne olacak? Malım mülküm anayasanın 35. maddesindeki mülkiyet haklarına tabi mi?" düşüncesiyle, bir gün malına çökeceklerinden veya düzeninin bir gecede değişeceğinden korkuyor.
İş yapan iş adamlarımız, sözleşmelerine tahkim olarak İngiltere veya Avrupa memleketlerini yazdırıyor; kendi ülkemizin adaletine güvenmiyor.
Çiftçi hep perişan; üretemiyor, ürettiğini satamıyor. Girdiler vatandaşı perişan ederken üretici ile tüketici mağdur oluyor, aradaki birileri ise malı götürüyor.
Vatandaş ne yapacağını şaşırmış durumda; bir tarafta hayat pahalılığı ve enflasyon, diğer tarafta belirsizlikler başını alıp gidiyor.
Emeklinin durumu ise içler acısı. Memur emeklisi, işçi emeklisi, engelliler, dullar ve niceleri... Pazarda döküntülerin peşinde veya pazarın sonunu bekleyerek bir kaç kuruşa ucuza mal alma derdinde.
Memurlar, büyük şehirlerin ulaşım ve kira çilesiyle, velhasıl geçim derdiyle boğuşuyor.
“Bozuk düzen bozuk terazi tartı,
En yakın dostlarım dönüyor sırtı,
Ne kadar zorlaştı yaşamın şartı,
Düşman belli değil dost belli değil. Aşık Veysel
Kısaca; hancı sarhoş, yolcu sarhoş, belirsizlikler almış başını gidiyor.
Gençler her geçen gün madde bağımlılığının pençesine düşerken, aş, iş ve eş derdiyle kıvranıyor.
Hiç mi hayatını iyi sürdüren, memnun olan yok mu? Var; yazının ikinci parağrafında belirttiğim o "mutlu azınlık". Onlar harcamada o kadar hudutsuz ve sınırsız ki, yukarıda anlattığım acı durumları görmeyecek kadar kör ve duyarsızlar.
Hani sıkça örnek verilen "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" sözü var ya... Bu artık sadece bir şablon, bir slogandan ibaret kaldı; kimse kendinden başkasını görmüyor, tanımıyor ve ilgilenmiyor.
"İnsan aç kalmaya görsün, namusunu da dinini de yer, hiçe sayar" derler. İşte bu yüzden ahlak bozulmuş; ateistlerin ve deistlerin sayıları alabildiğine artmıştır. Toplum gruplaşmış, birbirine düşmanlaştırılmış; insanlar birbirini dinlemez, dinlerken de boğaz boğaza kavga eder hale gelmiştir.
Yardımlaşma, dayanışma nerede kaldı? "Düşeni kurtarma" dönemi bitti, "Bir tepikte sen at" dönemine girdik.
Görünen köy kılavuz istemiyor; her geçen gün daha kötüye gidiyoruz ve bunu ya herkes görüyor ya da görmemezlikten geliniyor.
Karamsar değilim, hiç de olmadım. Bu millet tüm yokluklara rağmen yedi düveli yendi, attığı adımlarla o yokluklar içinde ülkeyi kurtarıp demirağlarla ördü, onlarca fabrika kurdu, modern tarıma geçti ve mazlum milletlere örnek oldu.
Peki, biz ne yaptık? Sattık, dış borcu artırdık, ele güne para dilenir hale geldik. Gelirimizin büyük bir kısmını faize harcamaya başladık.
“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni bir gün, yeni şeyler söylemek lazım!”
Yeni şeyler ise el ele, gönül gönüle vererek yapılır. Ne diyor Hacı Bektaş Veli: "Bir olalım, iri olalım, diri olalım."
Şimdi yeni şeyler söyleme, bir olma, diri olma, iri olma zamanıdır.
Bu memlekette mutsuzluğun değil, mutluluğun resmini hep beraber,birlikte çizme vakti!
Her vatanseveri bu çizgiye davet ediyorum; el ele, gönül gönüle, hep birlikte, hep yeniye,hep ileriye!

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

 OGBMAYAVP
1.AMED SPORTİF FAALİYETLER00000000
2.BEŞİKTAŞ A.Ş.00000000
3.CORENDON ALANYASPOR00000000
4.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.00000000
5.ÇORUM FK00000000
6.ERZURUMSPOR FK00000000
7.EYÜPSPOR00000000
8.FENERBAHÇE A.Ş.00000000
9.GALATASARAY A.Ş.00000000
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.00000000
11.GENÇLERBİRLİĞİ00000000
12.GÖZTEPE A.Ş.00000000
13.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK00000000
14.KASIMPAŞA A.Ş.00000000
15.KOCAELİSPOR00000000
16.KONYASPOR00000000
17.SAMSUNSPOR A.Ş.00000000
18.TRABZONSPOR A.Ş.00000000

Yazarlarımız

Kayseri Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği