Yol Var, Bina Var… Peki Vatandaşın Refahı Nerede?
Kamu kaynakları yıllardır yollar, binalar, eğitim merkezleri, okullar, camiler ve çeşitli kamu yatırımları için harcanıyor.
Kamu kaynakları yıllardır yollar, binalar, eğitim merkezleri, okullar, camiler ve çeşitli kamu yatırımları için harcanıyor
Elbette yol da yapılacak, okul da yapılacak, cami de yapılacak, eğitim merkezleri de kurulacak. Bunların hiçbiri gereksiz değildir. Ancak asıl tartışılması gereken başka bir nokta var:
Yapılan yatırımın gerçekten ihtiyaca cevap verip vermediği…
Bugün bazı yerlerde milyonlarca lira harcanarak yapılan binaların yeterince kullanılmadığını, bazı eğitim merkezlerinin beklenen ilgiyi görmediğini, ihtiyaç analizleri yapılmadan gerçekleştirilen yatırımların zaman içerisinde atıl hale gelebildiğini görüyoruz.
Vatandaşın sorusu da tam burada başlıyor:
“Bunca para harcanıyor ama benim hayatım neden kolaylaşmıyor?”
Son 20 yılı düşünelim…
Eğer bu süreçte kamu kaynaklarının bir bölümü yalnızca beton, bina ve altyapıya değil; doğrudan vatandaşın refahını artıracak politikalara daha fazla yönlendirilseydi ne olurdu?
Belki daha güçlü maaşlar, daha rahat geçinen emekliler, daha az borçlanan aileler, gençler için daha fazla istihdam ve çocuklarımız için daha güçlü sosyal destekler konuşuyor olurduk.
Çünkü devletin görevi yalnızca bina yapmak değildir.
Devletin görevi, o binaların içerisinde yaşayacak, çalışacak ve hizmet alacak insanların hayatını da kolaylaştırmaktır.
Bir yolun yapılması elbette önemlidir. Fakat o yoldan geçen vatandaşın cebinde para yoksa, market alışverişini yapmakta zorlanıyorsa, kirasını ödemekte güçlük çekiyorsa yapılan yatırımın vatandaş açısından anlamı tartışılmalıdır.
Bir okul yapmak önemlidir. Ancak okulun içerisinde eğitim görecek çocukların aileleri temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa, gençler mezun olduktan sonra iş bulamıyorsa yalnızca bina sayısıyla başarı ölçülemez.
Bir eğitim merkezi yapmak da değerlidir. Fakat o merkez boş kalıyorsa, yatırımın kendisi kadar neden boş kaldığının da sorgulanması gerekir.
Camiler de toplum hayatının önemli parçalarıdır. Ancak ihtiyaçtan fazla yapılan ve yeterince kullanılmayan kamu yatırımları söz konusuysa, burada da “İhtiyaç var mıydı?” sorusunu sormak kimseyi rahatsız etmemeli.
Çünkü bu para devletin değil, milletin parasıdır.
Milletin vergisinden toplanan her kuruşun hesabı millete verilmelidir.
Bugün vatandaşın beklentisi aslında çok karmaşık değil:
Daha yüksek ve insanca yaşanabilir gelir.
Daha fazla istihdam.
Daha ulaşılabilir konut.
Daha ucuz temel ihtiyaçlar.
Daha güçlü sosyal destek.
Çocukları için daha iyi bir gelecek.
Emeklisi için huzurlu bir hayat.
Gençleri için umut…
O halde artık kamu yatırımlarını yalnızca “kaç bina yapıldı, kaç kilometre yol yapıldı, kaç tesis açıldı?” üzerinden değerlendirmek yerine, “Bu yatırım vatandaşın hayatını ne kadar değiştirdi?” sorusuyla değerlendirmek gerekiyor.
Çünkü büyük binalar, geniş yollar ve yeni tesisler elbette şehirlerin görüntüsünü değiştirir.
Ama bir ülkenin gerçek zenginliği, o ülkede yaşayan insanların hayat standardıyla ölçülür.
Belki de önümüzdeki dönemin en önemli kamu politikası şu olmalı:
Daha az gösterişli yatırım, daha çok vatandaş refahı.
İnsanların cebine dokunan, sofralarına yansıyan, çocuklarının geleceğine umut olan yatırımlar…
Çünkü vatandaşın ihtiyacı yalnızca yeni yollar değil.
O yollarda ilerleyebileceği bir hayat standardıdır.
Ve artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
20 yıl boyunca yapılan yatırımların toplamı kadar, vatandaşın refahına yatırım yapılsaydı bugün nasıl bir Türkiye’de yaşıyor olurduk?
Bu sorunun cevabı, belki de geleceğin kamu yatırım politikasını belirleyecek en önemli tartışmalardan biri olacaktır.



Benzer Haberler
Yol Var, Bina Var… Peki Vatandaşın Refahı Nerede?
DERİNKUYU İÇİN DAHA GÜÇLÜ ÇALIŞACAĞIZ
Artan maliyetler belediyelerin hizmet alanını daraltıyor
HALK YETER ARTIK DİYOR”
Beyza ve Onurcan’ın Mutlu Günü
KTO’da Sandık Kuruldu, Mesaj Net: 61 Komitenin 60’ı Gülsoy
Hizmet Var, Peki Vatandaşın Cebine Yansıyor mu?
MELİKGAZİ’DE TESİSLERE ERİŞİM ARTIK ÇOK KOLAY