İTİBARIN DEĞERİ Mİ DEĞİŞTİ, YOKSA DEĞERLERİMİZ Mİ KAYBOLDU?
Ne yazık ki ülkemizde insanın değerini belirleyen ölçüler giderek sorgulanır hâle geliyor. Protokollerde kimlerin başköşeye oturtulduğuna, kimlerin el üstünde tutulduğuna baktığımızda, toplumun vicdanını yaralayan bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.
Öyle insanlar var ki isimleri, makamları, çevreleri ve sahip oldukları güç sayesinde itibar görüyor. Oysa kamuoyunda haklarında ciddi iddialar konuşuluyor; kimi kadınlara yönelik taciz iddialarıyla, kimi kadına şiddetle, kimi hırsızlıkla, kimi de insan ticareti ve kadınların istismar edilmesi gibi ağır suçlamalarla anılıyor. Buna rağmen bazı çevrelerde el üstünde tutulmaya, protokolde ağırlanmaya ve saygın kişiler gibi muamele görmeye devam ediyorlar.
Peki, soruyorum: Bir insanın ismi, makamı veya çevresi; ahlakın, vicdanın ve hukukun önüne nasıl geçebilir?
Elbette hakkındaki iddialar kesinleşmemiş hiç kimseyi suçlu ilan etmek doğru değildir. Ancak suçları yargı kararıyla sabit olan kişiler söz konusu olduğunda da toplumun ve kurumların etik sorumluluğu ortadan kalkmaz. Asıl sorgulanması gereken, bu kişilerin hangi ölçülere göre itibar gördüğü ve hangi değerler üzerinden örnek gösterildiğidir.
Bir tarafta alın teriyle geçinmeye çalışan, sabahın erken saatlerinde işinin başına geçen, evine helal lokma götürmek için mücadele eden insanlar var. Diğer tarafta ise sahip oldukları isim, makam, para veya bağlantılar sayesinde toplumda kendilerine yer bulanlar…
İşini dürüstçe yapan esnafın sesi duyulmuyor. Emeğiyle ayakta kalmaya çalışan işçinin hakkı yeterince konuşulmuyor. Gerçeğin peşinden koşan gazeteci, haksızlık karşısında sesini yükselten vatandaş çoğu zaman yalnız bırakılıyor.
Ama bazı isimler var ki ne yaparlarsa yapsınlar kapılar kendilerine açılıyor. Davetlerde başköşeye oturtuluyor, fotoğraflarda ön sıralarda yer alıyor, kendilerine saygınlık gösteriliyor.
İşte tam da burada insanın aklına şu soru geliyor: Bu ülkede itibar, insanın karakterine ve yaptığı işlere göre mi veriliyor, yoksa isminin gücüne ve arkasındaki ilişkilere göre mi?
Dürüst olmak neden bu kadar değersizleşti?
Bir kadına şiddet uygulamak, bir insanın onurunu ve iradesini hiçe saymak, başkasının hakkını gasp etmek veya insanları istismar etmek asla sıradanlaştırılabilecek davranışlar değildir. Bunlar yalnızca bireylere değil, toplumun adalet duygusuna da zarar verir.
Böyle davranışların mağdurları mücadele ederken, haklarında suçları kesinleşmiş kişilerin hiçbir şey olmamış gibi itibar görmesi, toplumda derin bir adaletsizlik hissi doğurur.
Çünkü insanlar yalnızca adaletin mahkeme salonlarında tecelli etmesini istemiyor. Aynı zamanda toplumun da dürüstlükle yanlış arasındaki ayrımı yapmasını bekliyor.
Kimse zengin olduğu için ahlaklı, makam sahibi olduğu için haklı, tanınmış olduğu için dokunulmaz değildir.
Bir insanın gerçek değerini belirleyen, kaç kişinin elini sıktığı değil; kaç kişinin hakkına saygı gösterdiğidir. Kaç protokol davetine katıldığı değil; güçsüzün karşısında nasıl davrandığıdır.
Makamlar geçici, karakter kalıcıdır
Bugün protokolde başköşeye oturanlar yarın o koltuklarda olmayabilir. Unvanlar değişir, makamlar el değiştirir, güç dengeleri farklılaşır. Ancak insanın karakteriyle bıraktığı iz kolay kolay silinmez.
Toplum olarak artık isimlere değil, yapılan işlere bakmalıyız. Şöhrete değil, ahlaka; güce değil, adalete; gösterişe değil, emeğe değer vermeliyiz.
Hakkında iddialar bulunan kişiler için hukukun gereğini beklerken, suçu kesinleşen kişilere de sırf isimleri veya bağlantıları nedeniyle ayrıcalık tanınmasına karşı durmalıyız.
Çünkü bir toplumda dürüst insanlar görmezden gelinirken yanlış yapanlar başköşeye oturtuluyorsa sorun yalnızca o kişilerde değildir. Sorun, itibar dağıtan anlayışta da aranmalıdır.
Bu ülkenin gerçek değerleri; alın teri döken, üreten, hakkıyla kazanan, kimsenin onurunu çiğnemeyen ve başkasının hakkına göz dikmeyen insanlardır.
Onları görmezden gelip yalnızca güçlü ve tanınmış isimlerin etrafında dönmek, emeğe yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Unutmayalım: Protokolde oturmak, insanı itibarlı yapmaz. İtibar, insanın taşıdığı unvandan değil, sergilediği karakterden doğar.
Ve bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur:
Biz gerçekten değerli insanlara mı itibar gösteriyoruz, yoksa isimleri ve güçleri nedeniyle bazı insanları değerli sanmaya mı başladık?
Çünkü bir ülkenin gerçek seviyesini, yalnızca kimleri başköşeye oturttuğu değil, kimlerin emeğini görmezden geldiği ve hangi davranışlara göz yumduğu da gösterir.



Benzer Haberler
Kayseri’de Elektrikli Araçlar Start Alıyor!
BU ÜLKEDE BÜTÜN TESADÜFLER PLANLIDIR!
İTİBARIN DEĞERİ Mİ DEĞİŞTİ, YOKSA DEĞERLERİMİZ Mİ KAYBOLDU?
MELİKGAZİ’NİN YENİ YATIRIMLARI İLE ESKİŞEHİR BAĞLARI BÖLGESİNİN ÇEHRESİ GELİŞİYOR DAHA DA GÜZELLEŞİYOR
Yeni Partili Üstün: Aytaç Su Fabrikası Yeniden Açılmalı
“ÇALIŞAN ANNELERİN İHTİYAÇLARI UNUTULMAMALI”
KAYSERİ’DE ULAŞIM ZAMMINA TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR!
MUTULLAH ÜSTÜN: “GIDAYA ERİŞİM LÜKS DEĞİL, TEMEL BİR HAKTIR”