HALKI KÖR SANDINIZ, SESSİZLİĞİ ONAY SANDINIZ!
Alttan aldı, saf sandınız. Ses çıkarmadı, haklı olduğunuzu düşündünüz. Oysa siz konuşurken de, kendinizi anlatırken de halk her şeyi görüyordu. Sadece zamanı gelmeden konuşmayı tercih etmiyordu.
Bu halkı ne zaman anlamaya başlayacaksınız?
Siz sustukça unutacağını, alttan aldıkça kabulleneceğini, tepki göstermedikçe her şeyi doğru yaptığınızı düşündünüz. Halkın sabrını zayıflık, iyi niyetini saflık, sessizliğini ise onay olarak yorumladınız.
Ama büyük bir yanılgı içindesiniz!
Çünkü bu halk kör değil, sağır değil, hele hele hafızasız hiç değil!
Halk görüyor, duyuyor, yaşıyor ve unutmadığı gibi zamanı geldiğinde de hatırlatmasını biliyor.
Peki, neden konuşmuyor diye düşünüyorsunuz, değil mi?
Belki de her söze cevap vermeye değmediği için… Belki de aynı şeyleri anlatmaktan yorulduğu için… Belki de kimin ne yaptığını, kimin ne söylediğini ve kimin verdiği sözün arkasında durduğunu sessizce izlediği için…
Unutmayın, her sessizlik çaresizlik değildir. Her sabır, yapılanları kabul etmek anlamına gelmez. Her tebessüm, memnuniyetin işareti olmadığı gibi her alkış da samimiyetin göstergesi değildir.
Bazen insan konuşmaz; çünkü karşısındakinin kendisini anlamayacağını bilir. Bazen tepki göstermez; çünkü sözlerin değil, zamanın gerçeği ortaya çıkaracağına inanır.
İşte tam da burada büyük bir hata yapılıyor.
Halkın sesini duymayanlar, bir süre sonra kendi seslerini halkın sesi sanmaya başlıyor. Etraflarındaki birkaç kişinin övgüsünü toplumun tamamının desteği zannediyor. Her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor. Eleştirileri görmezden geliyor, uyarıları küçümsüyor, soruları cevapsız bırakıyor.
Sonra da kendilerini haklı ilan ediyorlar.
Oysa hayat, yalnızca kürsülerden anlatılanlardan ibaret değil. Gerçek hayat; geçim derdindeki vatandaşın mutfağında, çocuğunun geleceğini düşünen anne babanın yüreğinde, emeğinin karşılığını bekleyen işçinin alın terinde, kapısını çaldığı yerde çözüm arayan insanın beklentisinde yaşanıyor.
Halk, kendisine anlatılanlarla yaşadıkları arasındaki farkı görüyor.
Söylenen sözle yapılan işin, verilen vaatle ortaya çıkan sonucun, gösterilen görüntüyle yaşanan gerçeğin hesabını kendi içinde tutuyor.
Ve en önemlisi, bunu her zaman yüksek sesle dile getirmek zorunda da değil.
Çünkü halkın hafızası vardır. Hem de sanıldığından çok daha güçlü bir hafızası…
Bugün alkışlananlar yarın eleştirilebilir. Bugün görmezden gelinen sorunlar yarın herkesin gündemine oturabilir. Bugün kendisini halktan üstün görenler, yarın halkın neden kendilerinden uzaklaştığını anlamaya çalışabilir.
Bu yüzden kimse bulunduğu makamı, sahip olduğu imkânları ya da çevresindeki kalabalığı kendisine verilmiş sınırsız bir hak olarak görmemeli.
Makamlar gelip geçicidir. Unvanlar değişir. Koltuklar el değiştirir. Ama insanın geride bıraktığı iz, yaptığı hizmet ve vatandaşına gösterdiği saygı hafızalarda kalır.
Halktan yana olduğunu söylemek kolaydır. Asıl mesele, halkın derdini dinlemek, eleştirisine tahammül etmek ve yanlış yapıldığında bunu kabul edebilmektir.
Çünkü gerçek yöneticilik, yalnızca alkışlandığında değil, eleştirildiğinde de sorumluluk alabilmektir.
Şunu artık herkes anlamalı:
Bu halkı küçümsemeyin. Sessizliğine güvenip yanlışlarınızı görmezden geleceğini düşünmeyin. İyi niyetini kullanabileceğiniz bir fırsat olarak görmeyin. Sabır gösteren insanları güçsüz sanmayın.
Halk bazen susar ama görmeyi bırakmaz. Bekler ama unutmaz. Alttan alır ama her şeyi sineye çektiği anlamına gelmez.
Ve gün gelir, yıllarca söylenmeyen sözler tek bir cümlede karşılığını bulur.
O gün geldiğinde şaşırmayın. Çünkü halkın size anlatmadığı şeyleri bilmediğini sanmış olabilirsiniz. Oysa belki de halk, sizin anlamanızı bekliyordur.
Son sözümüz açık:
Halkı kör sandınız, kör değildi. Saf sandınız, saf değildi. Sessizliğini onay sandınız, yanıldınız.
Onlar her şeyin farkındalar.
Sadece herkesin her şeyi bildiğini anlaması için bazen zamana ihtiyaç vardır.
Ve unutmayın…
Halkı kandırdığını sananlar, çoğu zaman en çok kendilerini kandırırlar.



Benzer Haberler
HALKI KÖR SANDINIZ, SESSİZLİĞİ ONAY SANDINIZ!
KAZIM KARABEKİR’DE YENİ BİR MAHALLE YÜKSELİYOR: 2. ETAPTA SONA DOĞRU!
DEVELİ YATIRIMA DOYMUYOR MU?
AV.ABDULLAH DEMİR’İN ACI GÜNÜ
AKIL HASTANESİNDEKİ BİR DELİNİN ALLAH’A MEKTUBU
ÖZSOY GÜVEN TAZELEDİ
MELİKGAZİ BELEDİYESİ MUSTAFA TÜMGÜÇ PARKI ŞEHRİN KALBİNDE AÇILDI
VATANDAŞ ÖNCEDEN BİLGİLENDİRİLMELİ