antalya escort sakarya escort mersin escort gaziantep escort diyarbakır escort manisa escort bursa escort kayseri escort tekirdağ escort ankara escort adana escort adıyaman escort afyon escort> ağrı escort aydın escort balıkesir escort çanakkale escort çorum escort denizli escort elazığ escort erzurum escort eskişehir escort hatay escort istanbul escort izmir escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort mardin escort muğla escort ordu escort samsun escort sivas escort tokat escort trabzon escort urfa escort van escort zonguldak escort batman escort şırnak escort osmaniye escort giresun escort ısparta escort aksaray escort yozgat escort edirne escort düzce escort kastamonu escort uşak escort niğde escort rize escort amasya escort bolu escort alanya escort buca escort bornova escort izmit escort gebze escort fethiye escort bodrum escort manavgat escort alsancak escort kızılay escort eryaman escort sincan escort çorlu escort
Telefon
WhatsApp
FELAHİYE’NİN SESİ VE TAŞLARI: TARİHİN GEÇMİŞTEN GELECEĞE YOLCULUĞU

Eyyüp Özbay Tarih, bazen bir tepenin üzerinde yükselen taşlarda, bazen eski bir çeşmenin kitabesinde, bazen de bir köyün adında ve dağların yamacında saklıdır. Kayseri’nin Felahiye ilçesi, Kızılırmak havzasının tarihî ve coğrafi zenginlikleri arasında, geçmişten günümüze uzanan köklü bir yerleşim coğrafyasıdır. Bölgenin tarihi yalnızca bugünkü yerleşimlerden ibaret değildir; eski uygarlıkların izleri, Türkmen iskânı ve Osmanlı döneminin idari düzeni de bu geçmişin önemli parçalarını oluşturmaktadır. Kızılırmak Havzasında Medeniyetlerin İzleri Felahiye’nin Kızılırmak havzasındaki tarihî geçmişi, Hititlerden Roma ve Bizans dönemlerine uzanan geniş bir coğrafyanın parçasıdır. Orta Anadolu’nun kalbi olan Kızılırmak Kavsi içerisinde yer alan bu bölge, tarih boyunca önemli yerleşimlere, geçitlere ve savunma noktalarına ev sahipliği yapmıştır. Hattuşa çevresindeki tarihî ve siyasi gelişmelerden etkilenen bu coğrafyada, yüksek kayalık tepeler ve nehir vadileri hem ulaşım hem de savunma bakımından önem taşımıştır. Harseniz Kalesi gibi vadiye hâkim kayalık alanlar, geçmişte çevrenin gözetlenmesi ve stratejik noktaların denetlenmesi açısından dikkat çekmektedir. Ancak bu tür yapıların hangi dönemde inşa edildiği, yalnızca coğrafi konumlarına bakılarak kesinleştirilemez. Yapım tarihleri ve ilk kullanım dönemleri, arkeolojik bulgular ve bilimsel araştırmalarla ortaya konulmalıdır. Bölgenin çok katmanlı geçmişini ortaya koyan önemli merkezlerden biri Harseniz (Horzaniş) Kalesi’dir. Silahtar Mahallesi sınırları içerisinde, mahallenin yaklaşık iki kilometre güneydoğusunda, Kızılırmak Nehri yakınındaki sarp ve dik bir kayalık alan üzerinde bulunan kale, stratejik konumu ve çevresindeki kalıntılarla dikkat çekmektedir. Yaklaşık 500 x 375 metrelik bir alanı kapsadığı belirtilen kale, ana kaya üzerine inşa edilmiş taş yapılarıyla geçmişin izlerini taşımaktadır. Günümüzde büyük ölçüde tahrip olmuş olan alan, 2016 yılında birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir. Burada Kalkolitik Çağ’dan Roma-Bizans ve İslami dönemlere kadar uzanan seramik buluntularının, kaya oyuklarının ve yapı kalıntılarının tespit edilmiş olması, çevrenin uzun bir tarihî süreç boyunca kullanılmış olabileceğini göstermektedir. Bu buluntular, Felahiye’nin tarihinin tek bir medeniyetle sınırlandırılamayacağını; farklı dönemlerin izlerinin aynı coğrafyada bir araya geldiğini ortaya koymaktadır. Silahtar ve Toraman: Adlarda ve Topraklarda Saklı İzler Felahiye çevresindeki Silahtar yerleşimi, adı ve tarihî çevresi bakımından araştırılmaya değer yerlerin başında gelir. Osmanlı askerî teşkilatında silahtarlık önemli bir görevdi. Ancak yerleşimin adının doğrudan bu görevden geldiğini söyleyebilmek için Osmanlı arşiv belgeleriyle desteklenmesi gerekir. Bölgedeki eski kale ve kalıntılar, Silahtar çevresindeki yerleşim ve savunma düzeninin geçmişine ışık tutmaktadır. Bölgenin Türkmen geçmişini anlamak bakımından Büyük Toraman ve eski adı Toramanlı olan, bugün Kayapınar adıyla bilinen yerleşim de önem taşımaktadır. Osmanlı döneminde Anadolu’nun farklı bölgelerinde konar-göçer Türkmen topluluklarının iskân edilmesi, yerleşik köy ve kasabaların oluşumunda etkili olmuştur. Toramanlı topluluklarının geçmişi de bu tarihî çerçevede ele alınmalıdır. Bununla birlikte belirli cemaatlerin hangi tarihte, nereden geldiği ve hangi boylara mensup olduğu, tahrir defterleri, nüfus kayıtları ve diğer tarihî belgelerle kesinleştirilmelidir. Kayapınar’ın eski yerleşim alanından başka bir yere taşınmasına ilişkin anlatılar da bölgenin yakın dönem tarihinin önemli bir parçasıdır. Bu taşınmanın nedenleri, yerel tanıklıklar ve arşiv belgeleri birlikte değerlendirilerek aydınlatılabilir. Kızılırmak’ın Kuzey Kıyısında Doburca: Dulkadiroğulları ve Göçlerin İzleri Felahiye ve çevresinin tarihini anlamak için Kızılırmak’ın yalnızca güney kıyısına değil, kuzey kıyısındaki eski yerleşim alanlarına da bakmak gerekir. Günümüzde viyadük yakınlarında bulunduğu belirtilen Doburca veya Dobruca yerleşimi, bu bakımdan araştırılması gereken tarihî yerlerden biridir. Kızılırmak vadisi boyunca uzanan bu coğrafya; su kaynakları, otlakları, doğal geçitleri ve tarıma elverişli alanlarıyla geçmişte insanların yerleşmesine ve hayvancılıkla uğraşmasına imkân sağlamıştır. Nehir kıyısındaki yerleşimler, yalnızca geçim kaynakları bakımından değil, farklı bölgeler arasındaki ulaşım ve toplumsal ilişkiler açısından da önem taşımıştır. Bu bölgenin tarihî arka planında Dulkadiroğulları Beyliği’nin Orta Anadolu’daki siyasi etkisi önem taşımaktadır. Dulkadiroğulları, özellikle XV. ve XVI. yüzyıllarda Anadolu’daki Türkmen topluluklarının tarihi ve Osmanlı Devleti ile ilişkileri bakımından önemli bir siyasi güç olmuştur. Kayseri, Bozok ve çevresindeki siyasi gelişmeler, bölgenin idari yapısını ve Türkmen topluluklarının yerleşim tarihini etkileyen süreçler arasında yer almıştır Yörede aktarılan tarihî anlatılara göre Doburca veya Dobruca çevresinde yaşayan toplulukların bir kısmı zaman içerisinde buradan ayrılarak farklı yerlere yerleşmiştir. Bu göçlerin bir kolunun, eski kayıtlarda Kuruhüyük Tabrucalı adıyla anılan Kuruhüyük’e; diğer kolunun ise Çandır nahiyesinin kuzeydoğusunda bulunan ve bugün de Doburcalı adıyla bilinen yerleşime yöneldiği anlatılmaktadır. Bu anlatı, Kızılırmak havzasındaki eski yerleşimler ile Kuruhüyük ve Çandır çevresi arasında tarihî bir bağ bulunabileceğine işaret etmektedir. Ancak göçlerin kesin tarihini, göç eden ailelerin sayısını ve bütün toplulukların hangi güzergâhı izlediğini belirlemek için arşiv belgeleriyle soy kayıtlarının karşılaştırılması gerekir. Kuruhüyük’ün eski kayıtlarda Tabrucalı biçiminde anılması ve Doburca-Doburcalı adlarının farklı yerleşimlerde yaşaması, yer adları üzerinden yapılacak araştırmaları daha da önemli hâle getirmektedir. Bu ad benzerlikleri tek başına ortak kökeni kanıtlamasa da tarihî kayıtlarla desteklendiğinde göç yollarını ve yerleşim ilişkilerini aydınlatabilecek değerli ipuçları sunabilir. Kuruhüyük’ün geçmişine ilişkin araştırmalarda 1845 yılına ait olduğu belirtilen, 2061 numaralı Akdağ Kazası nüfus defterinin 84, 85 ve 86. varakları ile 12.872 ve 13.098 numaralı temettuat kayıtları da önem taşımaktadır. Bu belgelerdeki kişi adları, hane yapıları ve yerleşim bilgileri, Kuruhüyük’ün XIX. yüzyıldaki nüfusunu ve aile geçmişlerini araştırmak için değerlendirilebilir. Ancak Doburca’dan gelen ailelerle bu kayıtlar arasında doğrudan bağlantı kurulabilmesi için isimlerin ve akrabalık ilişkilerinin ayrıca karşılaştırılması gerekir. Dolayısıyla Doburca’dan Kuruhüyük Tabrucalı’ya ve Çandır’ın kuzeydoğusundaki Doburcalı’ya uzandığı anlatılan göçler, Felahiye tarihinin araştırılmaya değer konularından biridir. Bu bağlantının belgelerle ortaya konulması, yalnızca birkaç köyün geçmişini değil, Kızılırmak havzasında yaşayan Türkmen topluluklarının yerleşme ve göç hareketlerini de daha iyi anlamamıza katkı sağlayacaktır. Kaya Mekânları, Sıtma Pınarı ve Safrantı Dağı Roma İmparatorluğu ve devamında Doğu Roma (Bizans) döneminde Kızılırmak havzası, Anadolu’nun önemli yerleşim ve ulaşım coğrafyalarından biriydi. Nehir vadileri, yüksek kayalıklar ve doğal geçitler, hem yerleşim tercihlerini hem de savunma düzenini etkilemiştir. Kızılırmak kıyısında halk arasında “Dört Pencere” olarak bilinen kaya açıklıkları da bu tarihî çevrenin dikkat çeken unsurları arasındadır. Kayalık yamaçta görülen dört açıklık, doğal oluşumlarla birlikte insan eliyle şekillendirilmiş kaya mekânlarının izlerini taşımaktadır. Bu açıklıkların gözetleme, barınma veya başka amaçlarla kullanılmış olması mümkündür. Ancak kesin işlevlerinin belirlenebilmesi için yerinde inceleme ve arkeolojik araştırma yapılması gerekir. Anadolu’da Türk hâkimiyetinin genişlemesiyle birlikte Kayseri ve çevresi de Türk-İslam tarihinin önemli merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Kızılırmak havzasındaki geçitler, yaylak ve kışlaklar, su kaynakları ve otlaklar, Türkmen topluluklarının yerleşiminde ve hayvancılığa dayalı yaşam biçiminde etkili olmuştur. Kale Mahallesi’ndeki Sıtma Pınarı da Felahiye’nin tarihî dokusunu tamamlayan önemli yapılardan biridir. Felahiye Belediyesinin tarihî değerlendirmesinde çeşmenin mimari özellikleri ve devşirme mermer bloğundaki yazıt ele alınmakta; yapının geçmişinin Orta Bizans dönemiyle ilişkilendirilebileceği, sonraki dönemlerde ise farklı yapı ve kullanım gelenekleriyle devam etmiş olabileceği belirtilmektedir. Bu tür yapılar, yalnızca su ihtiyacını karşılayan eserler olarak değil, farklı dönemlerde insanların aynı coğrafyayı nasıl kullandığını gösteren tarihî tanıklar olarak da değerlendirilmelidir. Kale Mahallesi’ndeki yükselti ile mahallede bulunan Kale Camii’nin tarihini de birbirinden ayırmak gerekir. Envanter bilgilerinde caminin 1883 yılında yapıldığı belirtilmektedir. Bu tarih, çevredeki kayalık yükseltinin veya eski savunma yapılarının tarihini tek başına açıklamaz. Felahiye’nin önemli coğrafi unsurlarından biri olan Safrantı Dağı ve çevresindeki yükseltiler de bölgenin tarihî bütünlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Dağlar, vadiler, akarsular ve doğal geçitler, geçmişten günümüze insanların yerleşim yerlerini, geçim kaynaklarını ve ulaşım güzergâhlarını belirleyen başlıca etkenler arasında yer almıştır. Kepiç’te Roma’dan Günümüze Ulaşan Bir Miras: Anıt Mezar Felahiye’nin tarihî zenginliğini ortaya koyan önemli eserlerden biri de Kepiç köyü yakınlarında bulunan Roma dönemi anıt mezarıdır. Bu yapı, yalnızca Felahiye’nin değil, Kayseri ve Orta Anadolu’nun antik dönem mimari mirasının da dikkat çekici örneklerinden biridir. Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kültür envanterinde ve arkeoloji araştırmalarında yapının MS II. ve III. yüzyıllara tarihlendirildiği belirtilmektedir. Ancak anıtın üzerinde yapım tarihini ve kime ait olduğunu kesin olarak bildiren bir kitabe bulunmadığından, tarihlendirme bilimsel değerlendirmelere dayanmaktadır. Kepiç Roma Anıt Mezarı’nı önemli kılan özelliklerden biri, tapınak planını andıran anıtsal mimarisidir. Büyük ve düzgün işlenmiş taş bloklarla inşa edilen yapı, dönemin mimari anlayışını yansıtan özellikler taşımaktadır. Yapının mimari düzeni, kullanılan malzeme ve inşa tekniği, Roma döneminin anıtsal mezar geleneğini anlamak bakımından değerlidir. Anıt mezarın hangi kişiye ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yapının büyüklüğü ve mimari özellikleri, dönemin anıtsal mezar geleneğini anlamak bakımından önem taşımaktadır. Bununla birlikte mezarın belirli bir yöneticiye, komutana veya tarihî şahsiyete ait olduğunu gösteren yeterli kanıt bulunmadığından, bu konuda kesin hüküm vermek doğru değildir. Yapının geçmişte araştırmacılar tarafından incelenmiş ve fotoğraflanmış olması, eski görünümünün belgelenmesi ve zaman içerisinde uğradığı değişimlerin anlaşılması açısından önemlidir. Günümüzde yapının korunması ve çevresindeki arkeolojik kalıntılarla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Kepiç Roma Anıt Mezarı’nın tarihî değeri, yalnızca eski bir mezar yapısı olmasından kaynaklanmaz. Bu eser, Felahiye’nin Roma dönemindeki kültürel çevresini, mimari anlayışını ve dönemin anıtsal yapı geleneğini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Ayrıca yakın çevresindeki diğer arkeolojik kalıntılarla birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin antik dönemdeki yerleşim tarihinin aydınlatılmasına katkı sağlayabilir. Yapının mimari özelliklerinin bilimsel yöntemlerle ayrıntılı biçimde belgelenmesi, korunmasına yönelik çalışmaların uzmanlar gözetiminde sürdürülmesi ve çevresindeki kalıntıların araştırılması, Felahiye’nin tarihî mirasının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Kepiç Roma Anıt Mezarı’nın korunması, yalnızca geçmişten kalan bir taş yapının ayakta tutulması anlamına gelmez. Aynı zamanda Felahiye’nin tarihî kimliğinin, kültürel hafızasının ve gelecek kuşaklara aktarılacak ortak mirasının korunması demektir. Geçmişi Korumak, Geleceğe Aktarmaktır Asıl sorumuz şudur: Kale Mahallesi’ndeki yükselti, Harseniz Kalesi, Kızılırmak kıyısındaki Dört Pencere, Sıtma Pınarı, Kepiç Roma Anıt Mezarı ve Silahtar-Toraman coğrafyası hangi medeniyetlere ev sahipliği yaptı? Doburca’dan Kuruhüyük’e ve Çandır çevresine uzandığı anlatılan göçler, bu coğrafyanın tarihî ve kültürel bağlarını nasıl şekillendirdi? Bu soruların cevapları yalnızca sözlü anlatılarda değil; eski haritalarda, arşiv belgelerinde, Osmanlı salnamelerinde, tahrir ve nüfus defterlerinde, mimari kalıntılarda ve arkeolojik bulgularda aranmalıdır. Her bir tarihî yapı ve yerleşim, geçmişin farklı bir dönemine açılan kapı niteliğindedir. Felahiye’nin tarihî mirasını korumak için artık somut adımlar atılmalıdır. Harseniz Kalesi, Dört Pencere, Sıtma Pınarı, Kale Mahallesi’ndeki yükselti ve Kepiç Roma Anıt Mezarı için düzenli koruma ve izleme programları hazırlanmalıdır. Bu alanların sınırları ve mevcut durumları güncellenerek belgelenmeli; kaçak kazı, taş sökümü ve bilinçsiz müdahalelere karşı denetimler artırılmalıdır. Özellikle Kepiç Roma Anıt Mezarı’nın mimari özellikleri ayrıntılı biçimde belgelenmeli, bilimsel araştırmalarla yapının tarihî çevresi ortaya çıkarılmalıdır. Doburca, Kuruhüyük Tabrucalı ve Çandır’ın kuzeydoğusundaki Doburcalı arasında kurulan tarihî bağlantılar da Osmanlı arşiv belgeleri, eski haritalar ve aile kayıtları üzerinden araştırılmalıdır. Üniversiteler, ilgili kamu kurumları ve yerel yönetimler iş birliği yaparak bilimsel yüzey araştırmaları gerçekleştirmeli; tarihî alanlar için bilgilendirme levhaları, güvenli ziyaret güzergâhları ve koruma kuralları oluşturulmalıdır. Yerel halkın, özellikle gençlerin bu çalışmalara katılması, tarihî alanların yalnızca seyredilen değil, sahip çıkılan ortak değerler hâline gelmesini sağlayacaktır. Felahiye’nin tarihini araştırmak, yalnızca geçmişte kimlerin yaşadığını öğrenmek değildir. Aynı zamanda bu topraklarda insanların nasıl yaşadığını, hangi yolları kullandığını, hangi yapıları inşa ettiğini, nerelerden gelip nerelere yerleştiğini ve ardında nasıl bir kültürel miras bıraktığını anlamaktır. Çünkü bir bölgenin tarihi, yalnızca anlatılanlardan değil, belgelerle ortaya konulan gerçeklerden güç alır. Felahiye, geçmişine sahip çıktığı ölçüde kimliğini güçlendirecek; korunan her taş, aydınlatılan her kitabe, incelenen her arşiv kaydı ve belgelenen her kalıntı, ilçenin tarihine bırakılmış kalıcı bir imza olacaktır. Geçmiş, korunabildiği ölçüde geleceğe ulaşır. Felahiye’nin taşları da anlatılmayı, araştırılmayı ve korunmayı bekleyen sessiz tarih tanıklarıdır. Kaynaklar ve Araştırılması Gereken Belgeler 1. Felahiye Belediyesi, Sıtma Pınarı Çeşmesi hakkındaki tarihî değerlendirme. 2. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Harseniz Kalesi tescil ve envanter bilgileri. 3. Felahiye Kale Camii kültür varlığı envanteri. 4. Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların Kepiç Roma Anıt Mezarı hakkındaki kültür envanteri ve tanıtım bilgileri. 5. Osmanlı tahrir defterleri, salnameler ve Orta Anadolu’nun tarihî yerleşimlerine ilişkin bilimsel çalışmalar. 6. 2061 numaralı Akdağ Kazası nüfus defteri, 84–86. varaklar; Kuruhüyük Tabrucalı’nın XIX. yüzyıl nüfus tarihini araştırmak için. 7. 12.872 ve 13.098 numaralı temettuat defterleri; Kuruhüyük’ün hane yapısı ve ekonomik geçmişine ilişkin araştırmalar için. 8. Doburca/Dobruca, Kuruhüyük Tabrucalı ve Çandır’ın kuzeydoğusundaki Doburcalı arasındaki yerleşim ve göç ilişkilerini aydınlatabilecek eski haritalar, nüfus kayıtları ve yerel sözlü tarih anlatıları.

HABER *YORUM Eyyüp Özbay

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

 OGBMAYAVP
1.GALATASARAY A.Ş.1081123121125
2.AMED SPORTİF FAALİYETLER962120101020
3.TRABZONSPOR A.Ş.96122281419
4.BEŞİKTAŞ A.Ş.96031810818
5.FENERBAHÇE A.Ş.1051424101416
6.ARCA ÇORUM FK105142116516
7.KASIMPAŞA A.Ş.9441139416
8.KOCAELİSPOR10514119216
9.GÖZTEPE A.Ş.104332117415
10.ERZURUMSPOR FK10424915-614
11.CORENDON ALANYASPOR9333911-212
12.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK93241214-211
13.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.103251115-411
14.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.9225915-68
15.TÜMOSAN KONYASPOR10226613-78
16.GENÇLERBİRLİĞİ9225718-118
17.SAMSUNSPOR A.Ş.9117821-134
18.EYÜPSPOR9108223-213

Yazarlarımız

Kayseri Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği