BUGÜN NEYİZ, YARIN NE OLACAĞIZ?
Türkiye’de gündem o kadar hızlı değişiyor ki, vatandaş sabah başka bir Türkiye’ye, akşam başka bir Türkiye’ye uyanıyor.
Dün konuştuğumuz konu bugün unutuluyor. Dün doğru dediğimiz, bugün tartışmalı hale geliyor. Dün kahraman ilan edilen, bugün eleştirilerin hedefinde olabiliyor. Dün suçlanan, bugün savunulabiliyor. Peki bütün bunların ortasında vatandaş kendisini nereye koyacak?
Ülkücü müyüz, değil miyiz?
Siyasetçi miyiz, değil miyiz?
Suçlu muyuz, suçsuz muyuz?
Hırsız mıyız, arsız mıyız?
Tüccar mıyız, değil miyiz?
Dindar mıyız, dinsiz miyiz?
Dürüst müyüz, değil miyiz?
İnsanların kafasındaki asıl soru belki de artık şu:
“Biz ne olduk?”
Türkiye’de siyaset, ekonomi ve hukuk başlıkları neredeyse her gün yeni bir tartışmayla değişiyor. Son günlerde yatırım fonlarıyla ilgili soruşturmalar ve yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren gelişmeler gündemin önemli başlıklarından biri olurken, siyasette de yeni anayasa tartışmaları yeniden öne çıkmış durumda.
Ancak bütün bu başlıkların ötesinde daha büyük bir mesele var:
Güven.
Vatandaşın devlete güveni, adalete güveni, siyasete güveni, ekonomiye güveni ve en önemlisi birbirine güveni...
Bir insanın siyasi görüşü farklı olabilir. Bir partiye destek verebilir veya hiçbir partiye yakın hissetmeyebilir. Dindar olabilir, seküler olabilir, milliyetçi olabilir, sosyal demokrat olabilir. Bunların hiçbiri tek başına bir insanı iyi ya da kötü yapmaz.
Asıl mesele, hukukun herkes için aynı olup olmadığı, suç varsa delille ortaya konulup konulmadığı, masumiyet varsa korunup korunmadığı ve insanların düşüncelerinden dolayı değil, yaptıklarından dolayı değerlendirilip değerlendirilmediğidir.
Çünkü bugün bir başkasına yapıştırılan etiket, yarın dönüp dolaşıp bizim üzerimize de yapışabilir.
Bir gün “bizden” olanı savunup diğerini suçlamak, ertesi gün roller değiştiğinde aynı tartışmayı yeniden yaşamak Türkiye’yi bir yere götürmez.
Bizim ihtiyacımız daha fazla etiket değil, daha fazla hukuk.
Daha fazla kavga değil, daha fazla adalet.
Daha fazla suçlama değil, daha fazla açıklık.
Daha fazla slogan değil, daha fazla güven.
Vatandaş artık “Kim haklı?” sorusundan önce şunu sormak istiyor:
“Gerçek ne?”
Çünkü gerçek kişiye göre değişmemeli.
Bugün iktidarda olan için başka, muhalefette olan için başka; güçlü için başka, sıradan vatandaş için başka bir ölçü varsa, toplumun ortak zemini giderek kaybolur.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, insanların birbirine sürekli “Sen nesin?” diye sorması değil.
Belki de hep birlikte şu soruya cevap aramamız gerekiyor:
“Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz?”
Öyle bir Türkiye ki insan, siyasi görüşünden dolayı düşman görülmesin.
Öyle bir Türkiye ki suçluysa suçunun karşılığını görsün, suçsuzsa hakkı korunsun.
Öyle bir Türkiye ki dürüstlük, hangi siyasi görüşten olduğuna bakılmaksızın değerli olsun.
Ve öyle bir Türkiye ki vatandaş her sabah yeni bir etiketle değil, hukuka, adalete ve geleceğe güvenerek güne başlasın.
Çünkü mesele aslında “Biz neyiz?” sorusundan çok daha büyük.
Mesele, yarın nasıl bir ülke olacağımızdır.



Benzer Haberler
“BELEDİYENİN KAYNAĞI VATANDAŞIN KAYNAĞIDIR”
BUGÜN NEYİZ, YARIN NE OLACAĞIZ?
FELAHİYE’NİN SESSİZ TANIKLARI: TAŞIN, SUYUN VE TARİHİN HAFIZASI
Yol Var, Bina Var… Peki Vatandaşın Refahı Nerede?
DERİNKUYU İÇİN DAHA GÜÇLÜ ÇALIŞACAĞIZ
Artan maliyetler belediyelerin hizmet alanını daraltıyor
HALK YETER ARTIK DİYOR”
Beyza ve Onurcan’ın Mutlu Günü