BU ÜLKEDE BÜTÜN TESADÜFLER PLANLIDIR!
Zamanın birinde Nasreddin Hoca bir köye gitmiş. Tam köye girerken bütün köpekler bir araya gelerek havlamaya başlamış. Hoca şaşkın, bir o kadar da korku içinde etrafına bakmış.
Köylülerden de köpeklerine sahip çıkan yokmuş.
Hoca, “İş başa düştü!” diyerek yerden bir taş alıp köpekleri uzaklaştırmak istemiş. Eğilmiş ama ne mümkün! Hangi taşa el atsa taş yerinden kımıldamıyormuş.
Hoca şaşkınlıkla kendi kendine söylenmiş:
“Allah Allah! Bu ne biçim memleket? Köpekler saldırıyor, taşlar yerinden kalkmıyor, insanlar da seyrediyor!”
Bu fıkra yalnızca köpekleri değil, olup bitenler karşısında sessiz kalan insanları da düşündürür. Bazen insanın karşısındaki engel taş değildir; duyarsızlık, korku ve çıkar hesabıdır.
Adaletin olmadığı yerde huzur da olmaz. Fazıl Ahmet Bahadır’ın şu dizeleri bu düşünceyi ne güzel anlatır:
“Adalet değilse devletin dini,
Âleme zulümdür dindarın kini.”
Hikâyeyi kimden dinlediğiniz önemlidir
Bir söz vardır: “Hikâyeyi itten dinleyen, kurdu düşman bilir.”
Hayatta her olayın birden fazla tarafı vardır. Yalnızca bir tarafı dinleyerek hüküm vermek, gerçeği görmeden karar vermektir. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu anlamak için söze değil, gerçeğe; iddiaya değil, delile bakmak gerekir.
Dünyanın en pahalı arsası
Bir başka söz şöyle der:
“Dünyanın en pahalı arsası üzerinde gecekonduda yaşıyoruz.”
Bu söz, sahip olduğumuz ülkenin, toprağın ve doğal zenginliklerin değerini hatırlatırken, halkın yaşam koşullarıyla ilgili de düşündürücü bir soru ortaya koyuyor: Böylesine değerli bir coğrafyada yaşayan insanların refahı neden aynı ölçüde yüksek olmasın?
Karıncaların birliği, fillerin gücünü bile aşabilir. Fakir Baykurt’a atfedilen şu söz de dayanışmanın önemini anlatır:
“Karıncalar birleşirse filleri yutar.”
Demek ki halkın gücü, yalnızca kalabalığında değil; birlik, bilinç ve dayanışmasındadır.
Yoksulluğun gölgesinde yolsuzluk
Bir toplumda yolsuzluk varsa bunun bedelini en ağır biçimde dar gelirli insanlar öder. Kamu kaynakları amacı dışında kullanıldığında, eğitimden sağlığa, üretimden sosyal yardımlara kadar pek çok alan zarar görür.
Bu nedenle şu söz üzerinde düşünmek gerekir:
“Yolsuzluğu bitirmeden yoksulluk bitmez.”
Elbette yoksulluğun başka ekonomik ve toplumsal nedenleri de vardır. Ancak dürüst yönetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan kalıcı refah sağlamak mümkün değildir.
Kemal Tahir’e atfedilen şu söz de toplum arasındaki ilişkiye dikkat çeker:
“Hükümeti sıtma tuttuğu zaman eşkıya baş kaldırır.”
Yönetim zayıfladığında, adalet duygusu sarsıldığında ve devlet otoritesi güven kaybettiğinde ortaya çıkan boşluklardan çıkar çevreleri yararlanabilir.
Doymayan nefis, bitmeyen hırs
İnsanın en zor mücadelesi bazen başkalarıyla değil, kendi nefsiyle olur.
“Doymak bilmeyen nefisten sana sığınırım Allah’ım.”
Bu dua, yalnızca maddi hırslardan değil; makam, mevki, şöhret ve güç tutkusundan da uzak durmayı hatırlatır.
Kayseri’de kullanılan “Namaz niyaz, boğaz” sözü ise insanın inancıyla davranışları arasındaki çelişkiye dikkat çeken eleştirel bir halk deyişidir. Buradaki mesaj, ibadetin yalnızca sözde kalmaması; dürüstlük, kul hakkı ve güzel ahlakla tamamlanması gerektiğidir.
Çünkü insanın gerçek değeri, söylediği sözlerden çok yaptığı işlerle ölçülür.
Sevgi özgür bırakır, tutku tutsak eder
Hayatın yalnızca çıkardan ibaret olmadığını da unutmamak gerekir.
“Tutku tutuklar, sevgi özgür bırakır.”
Sevgi, insanı büyütür; anlayışa, hoşgörüye ve özgürlüğe alan açar. Kör hırs ise insanı kendi isteklerinin esiri hâline getirebilir.
Âşık Veysel’in şu sözü de insan ilişkilerinde ölçüyü hatırlatır:
“Adam olmayana düşman bile olmam.”
Bazen en büyük olgunluk, her tartışmaya girmemek; her haksızlığa aynı dille karşılık vermemektir.
Tilkiyi tavuk çiftliğine müdür yaparsanız…
Gelelim işin en düşündürücü fıkrasına…
Tilkiye sormuşlar:
“Seni tavuk çiftliğine müdür yapalım. Ne kadar maaş istersin?”
Tilki cevap vermiş:
“Para pul istemem. Ben dava adamıyım!”
Sonra da başlamış gülmeye…
Fıkranın asıl komik tarafı, tilkinin kendisini dava adamı olarak tanıtması değil; tavukların güvenliğinden sorumlu tutulacak kişinin kendi çıkarını saklamaya çalışmasıdır.
Elbette her görevli böyle değildir. Ancak bu fıkra, önemli bir ölçüyü hatırlatır: Bir insanın sözlerine değil, geçmişine, işine ve hesap verebilirliğine bakmak gerekir. Çünkü güven, yalnızca güzel konuşmakla kazanılmaz.
Son söz
Doymak bilmeyen nefis, adaletsizlik, yolsuzluk ve sorumsuzluk bir araya geldiğinde toplumun huzuru bozulur. Buna karşılık dürüstlük, dayanışma, adalet ve ahlak güç kazandığında insanlar geleceğe daha güvenle bakar.
Unutmayalım: Bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca taşları, binaları ve sınırları değildir. O ülkeyi asıl ayakta tutan adalet, ahlak ve insanına duyduğu güvendir.
Ve belki de bütün bu sözlerin ardından sorulması gereken soru şudur:
Biz, köpeklerin havladığı, taşların yerinden kalkmadığı bir köyde mi yaşayacağız; yoksa herkesin sorumluluğunu bildiği, adaletin işlediği bir ülke mi kuracağız?



Benzer Haberler
Kayseri’de Elektrikli Araçlar Start Alıyor!
BU ÜLKEDE BÜTÜN TESADÜFLER PLANLIDIR!
İTİBARIN DEĞERİ Mİ DEĞİŞTİ, YOKSA DEĞERLERİMİZ Mİ KAYBOLDU?
MELİKGAZİ’NİN YENİ YATIRIMLARI İLE ESKİŞEHİR BAĞLARI BÖLGESİNİN ÇEHRESİ GELİŞİYOR DAHA DA GÜZELLEŞİYOR
Yeni Partili Üstün: Aytaç Su Fabrikası Yeniden Açılmalı
“ÇALIŞAN ANNELERİN İHTİYAÇLARI UNUTULMAMALI”
KAYSERİ’DE ULAŞIM ZAMMINA TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR!
MUTULLAH ÜSTÜN: “GIDAYA ERİŞİM LÜKS DEĞİL, TEMEL BİR HAKTIR”